Tarihin, Coğrafyanın ve Ekonominin Kesişim Noktasında Yeniden Doğuş
Kilikyalılar, uyanın! Uzun süren bir bekleyişin ardından, atalarımızın mirası olan Kilikya’yı yeniden inşa etme zamanı geldi. Tarihin derinliklerinden gelen coğrafi avantajlarımızla, ekonomik potansiyelimizi harekete geçirerek, Kilikya Birliği ile yeniden kendi kendimizi yöneteceğiz. Bu tarihte yeniden doğuşun ilk adımlarını atıyoruz.
Kilikya Birliği: Bir Vizyonun Doğuşu
Kilikya Birliği, sadece bir hayal değil, aynı zamanda tarihsel, coğrafi ve ekonomik gerçeklere dayanan bir zorunluluktur. Amacımız, Alanya’dan Kinet Höyük’e, Toros Dağları’ndan Akdeniz’e uzanan bu stratejik bölgeyi yeniden ayağa kaldırmak. Bu, düşük vergilerle ekonomiyi canlandırmak, tarımsal ürünlerimizin değerini artırmak ve ülkemiz için gerekli tüm sektörleri kurmak anlamına geliyor.
Tarihin İzinde: Kilikya’nın Mirası
Kilikya’nın tarihi, MÖ 8000’e kadar uzanan köklü bir geçmişe sahiptir. Bu topraklar, binlerce yıldır farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmış, ticaretin ve kültürün merkezi olmuştur. Tarsus, Helenistik ve Roma dönemlerinde olduğu gibi, her zaman önemli bir ticaret merkezi olmuştur. MÖ 3000-1200 döneminde Kilikya şehirleri arasında en önemli ticaret merkezi haline gelmiş ve bu konumunu yüzyıllar boyunca korumuştur.
Asurlular döneminde, Kilikya’nın stratejik önemi daha da artmıştır. Anadolu ve Mezopotamya arasında bir köprü görevi gören bu bölge, verimli ovaları ve dağlık bölgeleriyle her zaman dikkat çekmiştir. Roma İmparatorluğu döneminde ise, Kilikya’daki şehirler geniş bir yol ağıyla birbirine bağlanmış, ticaret daha da gelişmiştir.
Bizans döneminde de Kilikya, tarımsal potansiyeli ve deniz ticareti avantajlarıyla önemini korumuştur. Ancak, 7. yüzyıldan itibaren Arap akınları bölgenin kaderini değiştirmiş, yeni yönetim sistemleri ve kültürel etkiler ortaya çıkmıştır.
1199-1375 yılları arasındaki Ermeni Krallığı dönemi, Kilikya tarihinin en parlak sayfalarından biridir. Ermeni yöneticiler, bölgenin ekonomik potansiyelini keşfederek, tarımı geliştirmiş, ticareti canlandırmış ve Kilikya ürünlerini Akdeniz ve Asya pazarlarına sunmuşlardır.[29] Özellikle Ayas ve Korykos limanlarına yapılan yatırımlar, bölgeyi önemli bir ticaret merkezi haline getirmiştir.] Bu dönemde Cenevizli, Venedikli ve diğer batılı tüccarlara vergi muafiyetleri ve yerleşim ayrıcalıkları tanınarak, yabancı yatırım çekilmiş ve Kilikya ticareti önemli ölçüde artırılmıştır.


Coğrafyanın Gücü: Stratejik Konum ve Doğal Kaynaklar
Kilikya, coğrafi konumu itibarıyla eşsiz bir avantaja sahiptir. Alanya’dan Kinet Höyük’e uzanan ve kuzeyde Toros Dağları ile çevrili olan bu bölge, verimli ovaları, dağlık arazileri ve uzun Akdeniz kıyı şeridiyle dikkat çekmektedir. Bu coğrafi çeşitlilik, tarım, ormancılık, madencilik, turizm ve deniz ticareti gibi farklı sektörlerde ekonomik faaliyetlere olanak sağlamaktadır
Çukurova ovası, Türkiye’nin en verimli tarım arazilerinden biridir. Yaklaşık 1.008.961 dekar (2.526 kilometrekare) alana sahip olan bu bölge, Türkiye’nin ekilebilir alanlarının yaklaşık %4,76’sını oluşturmasına rağmen, ülke tarımsal üretim değerinin yaklaşık %12-15’ini üretmektedir. Mısır, buğday, pamuk, soya fasulyesi, yer fıstığı, pirinç, sebze, narenciye, muz, nar, şeker kamışı ve patates gibi çeşitli ürünlerin yetiştirildiği Çukurova, Türkiye’nin gıda güvenliği ve tarım ihracatı için kritik bir öneme sahiptir.
Kilikya’nın Akdeniz kıyı şeridi, deniz ticareti ve küresel ticaret bağlantıları için eşsiz fırsatlar sunmaktadır. Tarsus, Mersin, Adana, Korykos ve Ayas gibi liman kentleri, tarih boyunca Akdeniz ve Levant ticaret ağlarının önemli merkezleri olmuştur.[3][30] Günümüzde ise Mersin Uluslararası Limanı (MIP), Türkiye’nin en büyük konteyner limanı ve Akdeniz’in en önemli ticari limanlarından biridir.[31][34][35] Mersin Limanı, yıllık yaklaşık 31,4 milyon ton kargo elleçlemekte ve Türkiye hinterlandının yaklaşık %50’si için kritik bir bağlantı noktası görevi görmektedir.[31] Limanın Doğu Akdeniz Hub 2 (EMH-2) Terminali gibi genişleme projeleri, bölgenin ekonomik büyümesini desteklemektedir.
Ekonomik Kalkınma: Tarım, Sanayi ve Turizm
Kilikya’nın ekonomik kalkınması için tarım, sanayi ve turizm sektörlerine odaklanacağız. Tarım sektöründe, sulama sistemlerini modernize ederek su kaynaklarını daha verimli kullanacak, kuraklığa dayanıklı alternatif ürünler yetiştirecek ve modern tohum geliştirme projeleriyle verimliliği artıracağız
Sanayi sektöründe, kimya, petrokimya, tekstil ve tarım ürünleri işleme gibi sektörlere yatırım yaparak, istihdam yaratacak ve ihracatı artıracağız. Adana’nın 2025 ihracatında kimyasallar ve kimyasal ürünler 607,4 milyon dolar ile ilk sırada yer almaktadır.[35] Ceyhan-Yumurtalık sanayi koridoru, enerji, petrokimya ve üretim tesisleriyle Kilikya’yı Akdeniz’in en önemli enerji ve kimya üretim merkezi haline getirecektir.
Turizm sektöründe ise, inanç turizmi, kültürel miras turizmi, sahil turizmi ve gastronomi turizmi gibi farklı alanlarda potansiyeli harekete geçireceğiz. Tarsus’taki St. Paul Kilisesi, kuyusu ve tarihi çevresi, her yıl çok sayıda Hıristiyan hacıyı ağırlamakta ve 2000 yılından beri UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer almaktadır.
Kilikya Birliği: Ortak Bir Gelecek
Kilikya Birliği, sadece ekonomik bir proje değil, aynı zamanda kültürel ve sosyal bir birlikteliktir. Türk, Arap, Kürt, Ermeni, Rum ve Süryani halklarının bir arada, uyum içinde yaşayabileceği bir Kilikya inşa etmek istiyoruz. Farklı kültürlere, dinlere ve geleneklere saygı duyarak, ortak bir gelecek inşa edeceğiz.
Harekete Geçme Zamanı!
31 Ocak 2026 itibarıyla, Kilikya Birliği’nin ilk adımlarını atıyoruz. Bu tarihi yeniden doğuşa katılmak, Kilikya’yı yeniden ayağa kaldırmak ve gelecek nesillere daha iyi bir yaşam sunmak için sizleri de aramıza bekliyoruz. Düşük vergilerle canlanan bir ekonomi, değeri artan tarımsal ürünler ve gelişen sektörlerle, Kilikya yeniden parlayacak!
Şimdi Kilikya Birliği’ne katılın ve bu tarihi yolculukta yerinizi alın!